Ara

Yedi Göller

Yedi Göller

IMG_1-150x150 Yedi Göller   Fatma Marmara

Renklerdir insanın tüm duygularını etkileyip, kişiliğini bile değiştiriveren. Uzun süre kırmızı renk ile ışığın hâkim olduğu oda da kalanın, bir süre sonra ajiteleştiği ya da yeşil ve mavi renklerin hâkim olduğu yerde ise ajite kişinin tam tersine relaks olması gibi.

Şimdi sonbahar, hazan derler de hüzne düşerler. Ama öyle mi? Ayıklanma belki de ölmüş, sararıp solmuşları ayıklama ve yeni bir bahara yeni renklerle başlama.

Yaşanmışlıklar sararıp solarken onların güzelliğini vedadan önce son bir kez fark edebilme. İşte bu nedenle çok renklidir sonbahar, sarıdan kırmızıya, kahveden, yeşile tüm tonlarıyla alabildiğince göz dolduran, doğanın dansıdır sessizce, son bir veda dansı.

Bolu da olup da bu dansı en güzel izleyeceğiniz adreslerden biri, hatta en önemlisi 42 km. uzaklıktaki Yedigöller. Bunu bilenler bilir de o nedenle bu mevsimde daha da çok ve daha da sık akın akın her taraftan gelinir. Bizde öyle yaptık, Bolu’nun fotoğraf sevenleri olarak, yaklaşık 160 kişi tuttuk Yedigöller yolunu. Şikâyet edilip bezginlik veren de zaten bu yol. Virajlı, asfalt yok, toz toprak ve üzerinde el ele tutuşmuş aralıksız duran sayısız çukurlar. O yüzden de ağır ağır saatlerce gidiliyor. Zaten kışın yollar karla kaplandığından ulaşım güzergâhı da haliyle değişip Mengen- Yeniçağa tarafından sağlanıyor.

Giriş levhasını görünce heyecanda doruğa yükseldi. Manzara Seyir Terası ve Kapankaya Seyir Terası’ndan baktığınızda görebiliyorsunuz, aşağıda ki muhteşem güzelliğin bir kısmını. Öyle kalabalıktı ki bütün fotoğraf tutkunları ve doğaseverlerin hepsi oradaydı; her taraftan gelenlerle sanki festival alanı gibi. Ayrı bir armoni oluşmuştu, renklerin yoğun olduğu bu yerde; bir de kişilerle daha da bir canlılık kazanmıştı.

Bolu’nun her tarafında irili ufaklı birbirinden güzel bir yığın gölleri var. Fakat burası benim için ayrı, tam anlamı ile cennet bahçesi. Bir göl de sıkıldınız diyelim, dönüyorsunuz arkanızı ilerliyorsunuz, daha farklı bir göl size kucak açıyor tüm görselliği ile burada zaman yetmiyor. Her şeyi çekmeye kalkın, anca üç göl etrafı turluyorsunuz. İşte o nedenle zaten, birkaç günlüğüne gelip de kamp kurmaları Yedigöller sevdalılarının.

Milli parktaki turunuzda size önce Geyik Üretme İstasyonu’nun yakınındaki Sazlı Göl ve İnce Göl merhaba diyor. Dağ evlerinin bulunduğu alana doğru ilerlerken bu kez de Kuru Göl, Nazlı Göl gözlerinize ziyafet sunuyor. Dilek Çeşmesi’ni geçerek Gülen Kayalar’ı ve Anıt Ağaç’ı görüyorsunuz. Öyle çok renk var ki etrafta, adeta mest olup dolaşıyorsunuz. Her tarafı kare kare çekmek, bu görüntüleri arşivinizde toplamak, özledikçe tekrar tekrar bakmak istiyorsunuz. Öyle ya yeşilin her tonu, kırmızı doğa da bu kadar mı çok renk tonlarına sahip? Sarı, turuncu kahvenin güzelliğine ne demeli? Aklınıza ve gözlerinizin önüne gelen, gelmeyen tüm renkler burada mevcut. Gökyüzü ise almış gelmiş bulutlarını da yerde masmavi göllerle birlikte ahenk içinde, bu büyülü atmosfere iştirak etmekte.

Hatta kulak misafiri olduğum turistlerden birinin

” burada gökyüzü ile yeryüzü birbirine karışmış” sözleri, evet dercesine yüzümde tebessümle başımı sallamama neden oldu. Ağaçlar sularla birlikte, dallar ise suyun üzerinde ki şekilleri ve ilginç oluşumları ile bakın doğanın sanatı bu dedirtmekte.

Devam ediyoruz turumuza Pisagor Ağacı, bataklık işte şurada da muhteşem şelale. 1636 hektarlık alanı kaplayan ve volkanik kayaların tıkaması sonucu oluşan yedi adet gölleri barındıran bu alan 1965 yılında “Milli Park” olarak korunmaya alınmış. Derin Göl ve Büyük Göl’ün sırt sırta verdiği civarda ki piknik alanın da isterseniz Göl Evi’nin olduğu yerde hem mola veriyor hem de karnınızı doyuruyorsunuz. Serin Göl’e giden patika yoldan ilerleyip muhteşem ışık dansının suya yansıdığı köprü den bir gelin edası ile geçiyorsunuz. Şelale Evi veya Kır Gazinosunda çayınızı yudumlarken, bu güzel günün bitmesinin hüznünü yaşıyorsunuz; yine geleceğim diye kendinize ve size göz kırparak gülümseyen doğaya sessizce söz veriyorsunuz.

Share this:

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Close