Ara

ŞERAFETTİN ERBAYRAM ATA TOHUMLARI BAHÇESİ

Bolu’nun değeri, Bolu’ya ve Türkiye’ye birçok katkıları bulunan Merhum Şerafettin Erbayram, miras bıraktığı Ata tohumlarını, yine kurucusu olduğu Bolu Bağışçılar Vakfı, onun adına düzenleyip, 10 çeşit tohumluk ürünü yetiştirdikleri Seben ilçesi Kuzgölcük Köyü’ndeki “Şerafettin Erbayram Ata Tohumları Bahçesi” açılışını gerçekleştirdi.

Merhum Şerafettin Erbayram’ın en büyük hayallerinden birini gerçekleştirmek için bugün burada toplandık diyerek sözlerine başlayan Vakfın Başkanı Nahit Abak;“Şerafettin Erbayram hayatını, memleketinin ve ülkesinin kalkınmasına adamış örnek bir insandır. Gelişmenin temel şartı olarak gördüğü tarımsal kalkınmanın, alternatif ürünlerin yetiştirilmesini ve çiftçimizin doğru yöntemlerle tarım yapmasını sağlanması için ömrünü harcadı. Bizde onun açtığı yolda, emanet bıraktığı tohumlarla bu bahçeyi kurduk. İnşallah Rabia Hanıma emanet ettiği bu tohumları yaşatırız, Bolu’dan yayılır, Türkiye’nin bir değeri olur. Erbayram’nın Bolu’ya verdiği emekleri saymakla bitiremem, çoğunu hatırlayamam bile, o kadar çok. Mesela bu köyün (Kuzgölcük) sulama suyunu o getirmiş. Ta gençlik yıllarından başlamıştı, Bolu’ya hizmet etmeye. İlk yıllarda hizmet ettiği bu köye, ölümünden sonra da tohumları bırakmasıyla, bizlerinde bir şeyler yapması çok manidar ve güzel oldu. Bolu Bağışçılar Vakfı olarak kurucu başkanımızın sağlığında bunu yapamadık.”diyerek devam etti.

Bolu biliyorsunuz İzzet Baysal ile başlayan bir hayırlar şehri diye belirten vakfın Başkanı Nahit Abak, sözlerini; “ Memleketi için harekete geçenlerin, emek verenlerin bir araya geldiği bir şehir. Şerafettin Ağabeyinde Ata Tohumları Bahçesi bunun en önemli örneklerinden biri olacak. Bu vesileyle bu bahçenin kurulması için emeği geçen, tohumların emanet edildiği Rabia Hanıma, bu bahçeyi bize uzun süre kullanmamız için veren Umut Keyf, Orhan Keyf, Leyla Keyf, Turan Keyf ve Ayhan Keyf’e çok teşekkür ediyoruz. Onlar burayı hayır olarak Şeref Ağabeyin tohumlarına hizmetine sundular. ‘Şerafettin Erbayram Ata Tohumları Bahçesi’ Bolu’ya, ülkeye, bu köye ve hepimize hayırlı olsun.” diyerek tamamladı.

İzzet Baysal Vakfı Genel Sekreteri Mustafa Yaman, Şerafettin Erbayram’ı ölümünde kaleme aldığı yazısını okumadan önce, Şerafettin Bey’in sağlığında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bordo Salonda Bolu Platformu tarafından onun için yapılan ‘Ahde Vefa Gecesi’ programındaki konuşmalardan özetleri okudu. O programda Bolu Platformu Başkanı Orhan Uçar’ın;“Şerafettin ağabey yüreği gönlü zengin, tevazu sahibi, işine bağlı ve disiplinli, işinin kurallarını yerine getiren biri olarak gördüğümü, bilgilerini ve birikimlerini insanlarla paylaşmaya çok önem verdiğini söylerim.” dediğini anlattı. Ardından programda Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin ise “Şerafettin Erbayram birçok ilki gerek Bolu’da gerekse Türkiye’de hayata geçirmekle kalmamış, sektöre dönüşmesini de temin ederek, sayısız hemşerimize iş ve aş kapısı açmıştır. Türkiye’ye hindi eti yedirmek için yola çıkarak bir markayı meydana getirmiştir. Kabuksuz kabak çekirdeğini Türkiye’ye getirip, Bolu çiftçisine ektirerek, yeni bir ürünün tanınmasını ve yerleşmesini sağlamış, Saanen keçilerini de Bolu’da bir marka haline getirmeyi başarmıştır.”dediğinden bahsetti. İzzet Baysal Vakfı Başkanı Ahmet Baysal’ın; “Şerafettin kardeşimin Boluluların iftihar edebileceği ve dünyanın da örnek alabileceği bir müteşebbis olarak karşımıza çıktı. Şerafettin Erbayram Bolu’ya ne katkılar getirmiş. Kendisi için değil, Bolu halkına zenginlik getirmiş.”dediğini anlattı. Son olarak Şerafettin Erbayram ise bu programda, “Ben, benim için yapılan bütün konuşmaları bir ikaz olarak aldım. Rahatsızlığım olsa da Bolu için çalışmaya devam edeceğim. Bolu’nun araştırmacı bir il olmasını istiyoruz. Araştırma bir sanattır, araştırmadan yapılan her işin sonu risk oluyor. Onun için gençlerden araştırmacı olmalarını istiyoruz.”dediğini söyledi.

Vakıf Genel Sekreteri Mustafa Yaman konuşmasının sonunda merhum Şerafettin Erbayram için yazdığı ‘Toprak Dedesini Kaybetti’ yazısını okudu. Yaman kaleme aldığı yazısında; “70’li yıllarda Bolu’yu patates tohumu merkezi haline getiren, Beyaz hindi ırkını Türkiye’ye ilk getiren sensin. Yağsız kabuksuz kabak çekirdeğini, Saanen keçilerini de Bolu’ya sen getirmedin mi? Bolu’da üretilen Van otlu peyniri dünya 3.sü olmadı mı? Anne sütüne en yakın olan keçi sütünü, isteyen tüm annelere ücretsiz gönderen sendin. Kurt üzümü Goji berry’ide sen getirmedin mi? Üç arkadaş üniversite fikrini getirenler içinde ve Çivril fasulyesi, Iza buğdayı bulgurunun geliştirilmesi ve iyileştirilmesi projelerinde yine sen vardın. Ömrünü doğal tohumları yeniden hayatımıza kazandırmak için uğraştın. En son Isparta- Eğridir’den 10 çeşit, 1500 elmayı Seben’e getirip diken, uygulama ve deneme bahçesini de yaptıransın. Dedelerimizin zamanından kalma elma, erik, kiraz, armut ve ahlatları yine yetiştirmek için uğraşan sendin. Şimdi oldu mu baba dostu, sen bunları öksüz bıraktın. Patatesler, hindiler, kabuksuz kabak çekirdekleri, Saanen keçileri, Goji berryler, Civril fasulyeleri, Iza buğdayları, elmalar, armut, ahlat hatta alıçlar bugün çok ama çok üzüldüler. Çünkü dedelerini kaybettiler.”

Şerafettin Erbayram, topladığı Civril Ayşekadın, barbunya, Göynük fasulyesi beyaz, Göynük fasulyesi siyah, turşuluk oturak fasulye, siyah çizgili heybe dolduran, siyah boncuk fasulye, karakabak, telgöynek kabak, kabuksuz çekirdekli kabak, siyah patates, Bolu yerli kızartmalık patates ve Bolu yerli yemeklik patates tohumlarını Rabia hanımla beraber kendi bahçesinde yetiştirip, üretmiş. Ürettikleri bu Ata tohumlarını saklayarak günümüze gelmesini sağlayan Rabia Kıvrak; “Ben Şerafettin Bey’i 1962 yılında 12 yaşımdayken tanıdım. 1967 yılında sular geldikten sonra şuan tarlada olan patatesin ilk tohumları o zaman ekildi. Bunları daha sonra çeşitli yerlerden bularak Bolu’ya getirdi, ilk tohumlardandır. O zaman bu tohumlar çok azdı. Siyah patates Amerika’dan geldi ve 8 taneydi. O zamanki 8 patates 3 sene sonra 150-200 kg. olmuştu. Bu patatesler Bolu’nun yerli ilk patatesleridir. Barbunya, Civril Ayşe fasulyesini Bolca Hindi bahçesinde ıslah ederek yapmıştır. Bundan tarım il müdürlüğüne hatta tüm köylülere bedava olarak 200 gr.lık poşetler halinde vermiştir. Kabuksuz kara kabağı Bolu’ya ilk ektiğinde denemiş daha sonra Konya’da obruklar oluştuğunda tohumu kendi cebinden almış, Konya’da sözleşmeli olarak ektirmiş, kalitesini onaylattırmış, üniversitelerle çalışmıştır. 1972 yılında Bolu’da ilk patates ekildiğinde kooperatif kurulmuş, tohumluk patatesler üretilmiş ve Türkiye’ye dağıtılmış. Bu patates lezzet bakımından çok güzeldir. Barbunya da ıslah edilmiştir.”diye anlattı.

Program, Vakıf Genel Sekreteri Mustafa Yaman’ın okuduğu Kuran ayetleri ve dua edilmesi ardından Bolu Belediyesi tarafından hazırlanan, Bolu Belediyesi Park ve bahçelerinin fidanlık alanında organik olarak yetiştirdiği taze fasulye yemeği, Bolu Iza buğdayından elde edilen keşli cevizli makarna yemeği ikramlıklarıyla sona erdi.

Fatma Marmara

Share this:

İlginizi Çekebilir

Yorumlar