Ara

‘HAYATIN İÇİNDEN’ (Recai Şeyhoğlu Gözünden)

Yazmanın tutkulu bir aşığı olduğunu belirten yazmaya doyamayan bazen bir günde 2-3 köşe yazısı yazan, öykü, araştırma, gezi, çocuk edebiyatı, söyleşi, deneme alanlarında 32 eseri bulunan Eğitimci Yazar Recai Şeyhoğlu’nun “Hayatın İçinden” isimli 33. kitabı okurlarıyla buluşmak üzere raflarda yerini aldı.

Türkiye ve yurtdışı gezi izlenimlerini, gözlemlerini gazete ve  dergilerde paylaştığı gibi aynı zamanda kitaplaştıran, yazarlığının yanı sıra gazeteciliği ve kütüphaneciliğiyle  de tanınan çok değerli büyüğümüz Recai Şeyhoğlu,  annesiyle yurtiçi ve yurtdışında, iki tanesi de Bolu’da olmak üzere 49 kütüphane ve 9 anı evleri açan kişidir.

 İzmirli Eğitimci Yazar Recai Şeyhoğlu’nun Bassaray yayımcılıktan çıkan, kapak tasarımını İlhami Güler, arka kapak yazısı ise Hasan Efe’nin yaptığı yeni kitabı “Hayatın İçinden” adından da anlaşıldığı gibi bu topraklarda yaşamış değerleri, yaşamdaki tüm yaşanmışlıkları anlatıyor. Atatürk ve İnönü’den Ömer Hayyam’a, Aziz Nesin’den Fazıl Say’a, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Zülfi Livaneli gibi ülkemizin değerlerini kaleme aldığı kitabında, yine köşe yazılarında da yazmış olduğu pek çok konudan kentlilik bilincinden Covid-19’a, gazetecilik kültür ve eğitimden Sarıgöl’e, Ayvalık’a gibi (80) konuyu ele alıyor.

Yılların getirdiği onca birikimi kaleminden fışkırırcasına kelimelere dönüştüren Yazar Recai Şeyhoğlu “Varan 33 !” diyerek, ‘Hayatın İçinden’ isimli yeni kitabının çıktığını kitap dostlarına müjdelerken; “Yazmaya doyamadığımı eşim dostum bilir.”diyor. Evet, ben ve birçok kişi, Şeyhoğlu’nun aynı gün yazılmış 3-4 adet ayrı konuda ki köşe yazılarıyla oldukça sık karşılaşıyoruz.

“Yazarken öncelikle gözümün önüne içinde yaşadığım kent ya da kasaba, sonra da ülkem gelir.”diye belirten Şeyhoğlu anlatmaya şu sözleriyle devam ediyor:

“Sokakta gördüklerim,  belediyelerdeki işleyiş,  sanat dünyasında olup bitenler, okuduğum kitaplar,  gazete başlıkları ve köşe yazıları, izlenen eğitim politikaları, var yere yok yere konuşan siyasilerin yüz hatları, izlediğim filmler, pazardaki tezgahlar, gözümüze çarpan taze sebzelerin arkasındaki kart ve buruşukların el çabukluğuyla poşete aktarılıvermesi,  manavlardaki elma 4.99,  muz 9.90 etiketleri, aylak aylak dolaşanlar,  koşuşturan kediler…

Bunların hepsi benim için bir konu.

Onca sorun varken kendisine verilen köşede  çiçek böcek muhabbeti yapan köşe yazarları, her şeyden şikayet eden tipler, kapanmış kafeler,  dolmuş şoförünün  telefonda  sürekli biriyle konuşuyor olması, soğuğa karşın göbeği açık genç kızlar, mini mini eteğini yürürken indirmeye çalışanlar, sokak müzisyeni, çöp kutularında bir şeyler arayanlar…

Benim konularım bunlar ve daha niceleri !

Yaşadığınız toplumda bunlar varsa elbette konuşulmalı ve elbette yazılmalı.

Meydanda gördüğünüz anıtın ne anlattığını,  sokağa adı verilen kişinin kim olduğunu merak etmiyorsanız benden değilsiniz.

Ben galiba biraz fazla meraklıyım. Öğrenme meraklısı…

Milli eğitim bakanlığı ve özel eğitim kurumlarında  toplam 31 yıl öğretmenlik yaptım. Öğrendim, öğrettim.

Öğrenmeye hiç ara vermedim. Öğrendiklerimi de hep başkalarına aktarmaya çalıştım. Atalarım mı Sümerli bilmem ki… Ne diyor bir Sümer atasözü: ” Biliyorsan neden öğretmiyorsun? ”

Öğretmenlik yıllarımda ne öğrendiysem  hep  öğretmeye çalıştım. Duvara asılı Ülkü Duvar Takviminde  ne yazılıysa  onları  öğrencilerime hep aktardığımı bilirim. Sınıfımdan bu nedenle  ona benzer takvimleri hiç eksik etmemişimdir. Gerekli ya da gereksiz… Ne varsa  hepsini  okumuş, bilgilendirmişimdir öğrencilerimi.

1995’ten bu yana da sürekli yazma eylemi içindeyim. Okuduklarımdan besleniyorum. Beslendikçe de  bende kalanları/ duyumsadıklarımı ve yorumlarımı yazıya döküyorum.

Tabii, bu kolay olmuyor.

Bazen bedel de ödüyorsunuz yazdıklarınızla… Nitekim, bu konuda  sabıkam da var. ” İzmir’in en çok ceza alan öğretmeni ” unvanını taşıyorum.

Yurttaşlık bilinci ile birey sorumluluğu ile  güzellikleri alkışlamak, kötülükleri de  düzeltme adına eleştirmekten yana  bir tavır içinde oldum hep.”

“Mustafa Kemal ve Perikles hep gözünün önünde” olduğunu vurgulayan, ‘Hayatın İçinden’ kitabını da bu duygu ve düşünceler içinde yazdığını anlatan Şeyhoğlu; “Sanıyorum biraz  ‘ Didaktik Düşünceler ‘  oldu.

 E, ne de olsa dediğim gibi serde 31 yıllık öğretmenlik var. Olacak o kadar…

Kimisini  Ajansbakırçay, kimisini Bolmedya, kimilerini de İzmir Gazetesi, Medya Ayvalık ve Son Mühür’de yazdım.

Yazmak bir aşk!

Yazmazsam  hasta olurum ben!  Hatta ölürüm.”diye belirtiyor.

Değerli büyüğümüz Sayın Recai Şeyhoğlu’nun nice eserleriyle buluşabilmemiz dileğiyle, bir kez daha yeni eseri ‘Hayatın İçinden’ kitabını kutluyor, bu güzel röportaj için imzalayıp bana ulaştırdığı eşsiz eseri için teşekkürlerimi sunuyorum.

Sevgi ve saygılarımla…

Fatma Marmara

Share this:

İlginizi Çekebilir

Yorumlar