Ara

Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı tarihe ışık tutuyor

Türklerin Anadolu’ya girişinin kapısı olan ve “Anadolu’nun tapusu” olarak bilinen Ahlat, her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

Urartulardan Osmanlı’ya birçok medeniyetin izi var

Urartulardan Osmanlı’ya birçok medeniyetin izlerini taşıyan, önemli turizm destinasyonları arasında yer alan 210 dönümde kurulu Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı’ndaki mezar taşları, tarihe ışık tutuyor.

Dünyadaki üç “Kubbet-ül İslam” (İslamiyet’in kubbeleri) yerinden biri olan Ahlat’ın bünyesinde barındırdığı Selçuklu Mezarlığı’nın, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası geçici listesinden asıl listeye alınması için çalışmalar sürüyor.

“Türk-İslam dünyasının en büyük tarihi İslam mezarlığı”

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kulaz, Anadolu’nun fethi sürecinde önemli bir konuma sahip olan Ahlat’ın Mervani, Selçuklulara bağlı Ahlatşahlar, Eyyubiler, İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlar ve Celayirliler gibi gibi kültürlere ev sahipliği yaptığını söyledi.

Bu kültürlerin bölgede çeşitli eserler bıraktığını ifade eden Kulaz, şöyle devam etti:

“Bu miras mimari yapılardan oluşmaktadır. Ancak günümüzde Ahlat daha çok özellikle meydan mezarlığındaki devasa şahideli ve sandukalı anıt mezarlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında Ahlat’ta 5 tarihi mezar daha bulunmaktadır ama Ahlat’ın asıl ünü meydan mezarlığına bağlıdır. Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Osmanlı döneminden öncesine ait mezarlardan oluşuyor.

Meydan mezarlığı yaklaşık 210 dönüm arazi üzerine kurulu Türk-İslam dünyasının da en büyük tarihi İslam mezarlığı olarak biliniyor. Bu unvanı da hak ediyor. Burada 1966 yılında kazı çalışmaları başlatılmış. 2006 yılından sonra kazı açısından bir duraklama olmuş. 2011 yılında da Prof. Dr. Recai Karahan başkanlığında başlatılan kazılar hala devam ediyor.”

8 binin üzerinde mezar bulunuyor

Yaptıkları tespitlere göre alanın bin 500’ü nitelikli olmak üzere 8 binin üzerinde mezar barındırdığını anlatan Kulaz, toprağın altında da mezarların bulunduğunu, tüm yüzeyde kazı gerçekleşirse 10 binin çok üzerinde mezar çıkarılacağını vurguladı.

Kulaz, 2011 yılından itibaren çalışmaların genellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü ile koordineli yürütüldüğünü dile getirerek, Bakanlığın da isteği üzerine daha çok restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ağırlık verildiğini belirtti.

“Bin 500 taşın tamamına müdahale ettik”

Kulaz, mezarlıkta temizlik, çevre düzenlemesi, kazı, konservasyon, basit onarım ve restorasyon çalışması yaptıklarını anlattı.

“Buradaki nitelikli bin 500 taşın tamamına basit onarımla müdahale ettik. Buranın zemini çok sağlam değil. Toprak nemleniyor, köstebekler, kaplumbağalar ve benzeri etkenlerden dolayı şahideler zamanla yana doğru eğilmiş veya bükülmüş. Tamamına müdahale ederek düzelttik. Bunun dışında 750 taşın epigrafik çalışmasını gerçekleştirdik. Sanduka ve şahideler ile yüzeydeki bütün yazıları kayıt altına aldık. Türkçe anlamlarını web sitesinde hazır hale getirdik. Bunları yakında yayına dönüştüreceğiz.

Burada çok miktarda kırık taş var. Bunlardan 75’ini tümledik. Bin taşa basit onarımla müdahalede bulunduk. 700 şahidenin çizimini gerçekleştirdik, sandukaların çizimi devam ediyor.

Önceki kazı ekiplerince ortaya çıkarılan birkaç akıt (oda mezar) vardı. 8 akıtın da kazısını gerçekleştirerek gün yüzüne çıkardık. Akıtların konservasyonunu yaparak yıpranmalarını engellemeye çalıştık. Bu güne kadar 800’e yakın taşın liken temizliğini gerçekleştirdik. Mezarlık ziyaretçi çeken konumda olduğu için yılda iki kez ot temizliği yapıyoruz.”

Asıl listeye alınması için çalışmalar sürdürülüyor

Bitlis Kültür ve Turizm Müdürü Ramazan Gencan da, UNESCO’nun geçici listesinde yer alan Selçuklu Mezarlığı’nın asıl listeye alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığınca çalışmaların devam ettiğini belirtti.

 

 

aa

Share this:

İlginizi Çekebilir

Yorumlar